Sabah erken uyandım. Amcamın (bkz. bu yazı ) ev sahipliği yaptığı namaza gidecektim. Bugünlerde içinde bulunduğum, geçici olduğunu tahmin ettiğim ama nasıl ve ne zaman geçeceğini bilmediğim bir ruhsal çıkmazın etkisiyle biraz geç uyandım, sessizce hazırlandım ve öz amcamla beraber namaza yetiştik. Namazın yapılacağı türbenin çevresi oldukça kalabalıktı (Yaşadığım yerde büyüklü küçüklü çok sayıda türbeyi her yerde görebilirsiniz, kimi zaman bir ev ile aynı metrekareyi samimiyetle paylaşır bir türbe, kimi zaman ıssız bir dağ başında yalnızlığının bütün bilgeliğiyle durur). Büyük bir şehrin hemen yanı başında, onunla iç içe ve gelişmeye başlayan samimi bir deniz kenarı kasabasının yeni nesil yazlık sitelerinin yanındaydı bu türbe. Hava yağmurlu. Etraftaki ağaçlar içimi açıyor güneşi görmesem de ama arabalar ve yan taraftaki yazlık site biraz içine gireceğim manevi anın büyüsünü şimdiden engelliyor. Yine de denize bu kadar yakın olduğumu –tahmini yüz adım- bilmek beni mutlu ediyor. Kokusunu ve havasını göğüs kafesime dolduruyorum.