Annem ve Hüzün

Annem için…

Annemin anlattıkları içimde her zaman “bunu anlatmalıyım, bunlar hiçbir zaman kaybolmamalı” fikrini doğurur. Bu fikir ve bu fikri gerçekleştirememenin acısı içimi yakar yakar kavurur. Annem konuştukça, onun geçmiş acılarına bir çare olamamak ve onun anılarının büyüsü, daha ben doğmadan yaşanmış şeyler ve benim çocukluğuma dair -benim de tanık olduğum yaşanmışlıkların verdiği nostalji hissi beni çok hüzünlendirir. İçimdeki telafisi -artık- mümkün olmayan bir öfke birikir. Öyle hissederim ki bu öfke ancak ben yazdıkça dağılacak ve ancak ben büyüyüp “adam” olduğum zaman çözülecek.

Okumaya devam et →

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı

Üç gün önce, bir başka yılgınlık ve hüzün gecesinde Beşiktaş’ta Mephisto’ya girdiğimde dakikalarca gözlerim başka rafları gezse de içimden bir ses ve benliğim sonunda bu kitabı alıp çıkacağımı biliyordu. Belki içinde bulunduğum çaresizliğe bir çare, belki de bir yoldaş arıyordum. Bahçeşehir Üniversitesi durağının önünde beklerken beni Tarabya’ya taşıyacak otobüsü, ilk sayfası okudum ve doğru kararı verdiğimi anladım:

Okumaya devam et →