Annem ve Hüzün

Annem için…

Annemin anlattıkları içimde her zaman “bunu anlatmalıyım, bunlar hiçbir zaman kaybolmamalı” fikrini doğurur. Bu fikir ve bu fikri gerçekleştirememenin acısı içimi yakar yakar kavurur. Annem konuştukça, onun geçmiş acılarına bir çare olamamak ve onun anılarının büyüsü, daha ben doğmadan yaşanmış şeyler ve benim çocukluğuma dair -benim de tanık olduğum yaşanmışlıkların verdiği nostalji hissi beni çok hüzünlendirir. İçimdeki telafisi -artık- mümkün olmayan bir öfke birikir. Öyle hissederim ki bu öfke ancak ben yazdıkça dağılacak ve ancak ben büyüyüp “adam” olduğum zaman çözülecek.

Okumaya devam et →

Orhan Pamuk’un ”Babasının Bavulu” ve Çeşitli Çocukluk Anılarım

Orhan Pamuk’un her kitabında olduğu gibi bu kitabında da kendime dair çok şey buldum; herkesin benim gibi düşündüğüne veya düşünebileceğine dair duyduğum ”iyimser” inanç bunlardan biri ve aslında bu blog bu iyimser inancın bir dışavurumu. Ayrıca, kalemi elime aldığımda, mürekkebin akışıyla sayfaların bana karşılık verdiğini görürken ve bir kitabın içinde bulduğum, sıkıcı, sahtekar ve tekdüze hayattan beni kendi dünyasına çektiği o büyülü anda duyduğum rahatlama, yaşadığını hissetme, kendini bulma hissi Orhan Pamuk tarafından oldukça içten ve şiirsel bir dille anlatılmış.

Okumaya devam et →