Bir Fakir Orhan Veli

Bir metni yazarından bağımsız düşünmek oldukça zor olduğu gibi bu metin bir şiir olduğu zaman şair ile metin arasındaki bağlantı daha da güçlenir. Klasik şiir anlayışını yıkıp yerine eski şiire aşina olanların anlaşılmaz bulduğu bir şiir anlayışı getiren, bu şiirlerinde gündelik hayattan, gündelik insanlardan, her zaman her yerde rastladığımız Süleyman Efendi’den bahseden; klasik şiirin etrafında dönüp durduğu temalardan sıyrılan, arkadaşına mektup yazarken, sarhoşken, meyhanedeyken, hatta çocukken kullandığı dili şiirlerinin içine sindiren Orhan Veli söz konusu olduğunda ise şiirlerini okurken onu yansıtan pek çok nokta yakalayacak olmamız hiç şaşırtıcı değil.

Okumaya devam et →

İklimler, Andre Maurois

Çoğu zaman bir kitabın adına vurulurum, derhal alırım. Çoğu zamanlar ise zarafetiyle bana kitap raflarından seslenen bir kitabı alır derhal arka kapağını okumaya koyulurum. Kitaba dair ilk izlenimlerimi oluşturan bu zaman dilimi kitap alıp almayacağıma, okuyup okumayacağıma dair karar verme sürecimde çok etkilidir.

Andre Maurois’nin ”İklimler” adlı başyapıtı arka kapağını okur okumaz sarsmıştı beni. Derhal aldım, eve gelip çalışma masama oturduğumda elimde sihirli bir şey tutuyormuş hissine kapılmıştım; kitabın kapağını açacağım, kitap daha ilk cümleden başlayarak kelimelerin arasından bana aşka, kendime, insanlara ve bu evrene dair birtakım sırlar fısıldayacak.

Okumaya devam et →

Orhan Pamuk’un ”Babasının Bavulu” ve Çeşitli Çocukluk Anılarım

Orhan Pamuk’un her kitabında olduğu gibi bu kitabında da kendime dair çok şey buldum; herkesin benim gibi düşündüğüne veya düşünebileceğine dair duyduğum ”iyimser” inanç bunlardan biri ve aslında bu blog bu iyimser inancın bir dışavurumu. Ayrıca, kalemi elime aldığımda, mürekkebin akışıyla sayfaların bana karşılık verdiğini görürken ve bir kitabın içinde bulduğum, sıkıcı, sahtekar ve tekdüze hayattan beni kendi dünyasına çektiği o büyülü anda duyduğum rahatlama, yaşadığını hissetme, kendini bulma hissi Orhan Pamuk tarafından oldukça içten ve şiirsel bir dille anlatılmış.

Okumaya devam et →

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı

Üç gün önce, bir başka yılgınlık ve hüzün gecesinde Beşiktaş’ta Mephisto’ya girdiğimde dakikalarca gözlerim başka rafları gezse de içimden bir ses ve benliğim sonunda bu kitabı alıp çıkacağımı biliyordu. Belki içinde bulunduğum çaresizliğe bir çare, belki de bir yoldaş arıyordum. Bahçeşehir Üniversitesi durağının önünde beklerken beni Tarabya’ya taşıyacak otobüsü, ilk sayfası okudum ve doğru kararı verdiğimi anladım:

Okumaya devam et →