Orhan Pamuk’un ”Babasının Bavulu” ve Çeşitli Çocukluk Anılarım

Orhan Pamuk’un her kitabında olduğu gibi bu kitabında da kendime dair çok şey buldum; herkesin benim gibi düşündüğüne veya düşünebileceğine dair duyduğum ”iyimser” inanç bunlardan biri ve aslında bu blog bu iyimser inancın bir dışavurumu. Ayrıca, kalemi elime aldığımda, mürekkebin akışıyla sayfaların bana karşılık verdiğini görürken ve bir kitabın içinde bulduğum, sıkıcı, sahtekar ve tekdüze hayattan beni kendi dünyasına çektiği o büyülü anda duyduğum rahatlama, yaşadığını hissetme, kendini bulma hissi Orhan Pamuk tarafından oldukça içten ve şiirsel bir dille anlatılmış.

Okumaya devam et →

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı

Üç gün önce, bir başka yılgınlık ve hüzün gecesinde Beşiktaş’ta Mephisto’ya girdiğimde dakikalarca gözlerim başka rafları gezse de içimden bir ses ve benliğim sonunda bu kitabı alıp çıkacağımı biliyordu. Belki içinde bulunduğum çaresizliğe bir çare, belki de bir yoldaş arıyordum. Bahçeşehir Üniversitesi durağının önünde beklerken beni Tarabya’ya taşıyacak otobüsü, ilk sayfası okudum ve doğru kararı verdiğimi anladım:

Okumaya devam et →

The Renaissance and Its Roots Outside Europe

The Renaissance is defined by most people as the birth of modern European society and its limits are drawn only along Christian Europe. Most studies that had dealt with Renaissance celebrated European society for its achievements in the revival of classical cultures and establishing the new period that is called Renaissance and that led modern Europe. All they had thought about the Renaissance is shaped without the inspirations of others. However, recent studies suggest that the Renaissance can only be understood through powerful influences that had come from outside Europe. This paper aims to show that the Renaissance owes much to the influences of others. Although Renaissance is a historical period that occurred in the borders of Europe, it can be said that without the Eastern world and the other cultures, it would be hard to talk about the Renaissance.

Okumaya devam et →

Bu Kağıdın Bir Uçan Halı Olması Dileğiyle

Bu öykü üniversitede hazırlık sınıfındayken bir yarışma için yazdığım ilk öyküm. Fazlasıyla romantik ve fazlasıyla amatörce. Zaten yarışma için hazırladığım bu metni kendime güvenemeyip ve kendime saklamak isteyip yarışmaya da göndermemiştim. Benim ilk öyküm ve bu bloğun ilk yazısı.

Evet biliyorum -kitabı okuyanlar anımsayacaktır- öyküdeki karakter Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar adlı kitabından fırlamışçasına haykırır bu dünyaya, aynı karakter Orhan Pamuk’a da çok özenir aslında. Bir de Binbir Gece Masalları. İnsanlık edebiyatının bu üç değeri öyküde kendilerine yer buluyor ve ben haddim olmayarak onları taklit etmeye çalışıyorum. Öyküye geçmeden bu nedenle okuyucularımın da affına sığınıyorum.

Okumaya devam et →